Herkesin Keyfi Yerinde
- Kategori : Gökmen Tansukalp / Eğitim Günlüğü
- Yorum Yok
- 67 views kez Okundu
14 Ekim
2011Yazının başlığı aslında bir film ismi… Orijinal ismi “Everybody is fine”… Filmi seyredeli bir hafta oldu. Ne yalan söyleyeyim, filmin konusunu bilmiyordum, içinde Robert De Niro var diye seyrettim. Ama seyrettiğim için kendimi tebrik ettiğim çok az sayıda filmlerden birisi oldu bu eser.
Filmin başlangıcında yalnız başına yaşayan emeklilik yaşında bir adam çıkıyor karşınıza. Eşi ölmüş, çocukları uzakta bir adam… Adamın tesellisi çocuklarını nadir de olsa bir sofra başında bir araya getirebilmek. Davet ettiği çocuklarının, bir bir telefon ederek çeşitli gerekçeler öne sürüp “Baba biz gelemeyeceğiz, kusura bakma” demeleriyle devam ediyor film.Sonrasında doktorunun yasaklamasına rağmen ciğerlerinden hasta olan babanın “madem onlar gelmedi, ben giderim” diye çocuklarını ziyaret etmek istemesiyle filmin esas konusu beliriveriyor.
Babalarının zannettiğinden çok farklı yaşayan çocuklar çıkıyor karşınıza. Babanın “çocuklarım için en iyisini ben bilirim, onların yolunu ben çizerim” tavrı sebebiyle senelerce hayat standartlarını babalarından saklayan çocuklar çıkıyor karşınıza. Her şeyden haberdar olan ama babanın muhtemel tepkisi sebebiyle her şeyi saklayan ölmüş bir anne profili çıkıyor karşınıza. Filmde, saklama eğilimi çocuklarda o kadar baskın ki, uyuşturucu kullanan kardeşlerinin ne durumda olduğunu babalarına aktaramayan çocuklar çıkıyor karşınıza. Çocuğunun olduğunu saklayan bir kız evlat, eşiyle arasının kötü olmasını saklayan yine bir kız evlat, mesleğini saklayan bir erkek evlat, babasını arkadaşından ödünç aldığı evde ağırlayıp “bu benim kendi evim” imajı veren bir kız evlat, artık hiçbir şey saklamak zorunda olmayan uyuşturucudan ölen bir erkek evlat. Hatta çocuğunun hiç te iyi olmayan ders notlarını “çok iyi” diyerek dedeye aktaran bir kız evlat… Hepsi bu filmde… Karamsar bir tablo çizdiğime bakmayın, film mutlu sonla bitiyor.
Film senaryosuyla bağıra bağıra, “çocukların hayatına ve geleceğine yularından tutup zorla çekilen at muamelesi yapamayacağımız” mesajını veriyor. Ben bu filmden “çocukların hiçbir şeylerine karışmayalım, ne yaparlarsa yapsınlar” mesajını almadım. Ama “çocuklarımıza rağmen, ikna etmeden onların hayatları adına yönlendirme yapmayalım” mesajını aldım.Yanlış hatırlamıyorsam filmde şöyle bir söz de geçiyordu.Babanın dilinden çocukları için dökülen bir söz: “Onlar mutluysa ben de mutluyum”.
Çocuklarımıza rağmen onların mutluluğunu düşünmek abes bir çaba, hayırlı bir ömür geçirmeleri adına, onlara yaşam kılavuzluğu yapmak eli öpülesi bir çaba gibi geliyor bana.
Filmi anlattık, tadını kaçırdık ama yine de seyretmenizi tavsiye ederim. Muhabbetle kalın efendim…
Gökmen Tansukalp










