Tavşan Atlet Üzerine
- Kategori : Can Kuş'un Kaleminden
- Yorum Yok
- 108 views kez Okundu
13 Eylül
2011Bilmiyorum daha önce hiç atletizm yarışlarını izlediniz mi? Ya da ne sıklıkla izlersiniz?
Olimpiyattan olimpiyata belki meraktan…
İşte tam da böyle bir hisle; 2008 Pekin Olimpiyatları 100 metre finalini izliyordum.
100 metreyi 9.58 saniyede koşan Jamaica’lı atlet Usain Bolt ile o zaman tanışmıştım.
Beni atletizm izlemeye çeken, meraktan öte bir alışkanlık haline gelmesini sağlayan adamdır BOLT…
Öyle ki o bahsi geçen rekor kırdığı yarışta, Amerika’lı Tyson Gay kendi en iyi derecesini koşmasına rağmen ikinci olabilmişti.
Fevkalade saniyelerdi.
10 saniyeye sığan büyük bir insanüstü rekor ve kahramanlıktı bu.
Olimpiyatlar sonrası devam eden üç yıl sürekli bu atletizm yarışlarını takip ettim. Altın ve Elmas Lig organizasyonlarını izlemeye başladım.
Gülle atma, 3 adım uzun atlama,sırıkla atlama,100-200-400 ve 800 metre yarışları…
Dev cüsseli adamların ağır bir gülleyi kol kaslarının kuvveti ve ayak (bacak) kaslarının dengesi ile uzaklara fırlatması,
İpince sporcuların üç adım sıçrayarak 7-8 metre bir kuş özgürlüğünde uçmaları,
Upuzun elastiki bir sırıkla metrelerce yukarı çıkıp estetik bir kıvrılma hareketi ile engelden aşması (ve bu esnada o elastik sırığın sporcuya değme ihtimali ile oluşacak dramatik ve kötü bir sakatlık görüntüsünü görmeme korkusu),
100 metrede uçan atletleri görmek, izlemek inanılmaz bir haz.
Zeki Müren’den bir nağme dinlediğinde pası silinen ‘kulakları’ kıskanan ‘gözler’ için bayram niteliğinde dakikalar bu yarışlar.
Bu karnaval içerisinde her sporcu benim için KAHRAMAN.
Katıldığı müsabaka da sonuncu bile olsa ortaya koyduğu bir emek ve disiplin var.
Ancak bu yarışlarda 800 metre ve sonraki uzun mesafeli koşularda ‘YALANCI KAHRAMANLAR’ var.
800 metre, pist etrafında 4 tur atmak demek.
4 tur önemli bir uzunluk.
Bu uzun yarışlarda, temponun belirli bir seviyede olması için yarışın ilk turlarında önde giden ve ‘BIRAK’ komutunu aldığında yarışı bırakacak olan, bitirmek ve zafer kazanmak için değil, başka bir atlete tabiri caizse ‘GAZ VERMEK’ ve ‘TEMPO KAZANDIRMAK’ için yola çıkmış bir atlet var.
Sıradan,amaçsız,amaç değil araç olan bir atlet.
Tavşan Atlet…
Neden tavşan atlet denmişti acaba?
Bu sevimsiz , çaresiz, sembolik kahramanın ünvanı ile hayat dolu havuç dostu mavi BUGS BUNNY aynı karakter olması ne garip…
Tavşan atlet gerçeğini tanıdıktan sonra bu uzun mesafeli 800-1200-1600 yarışlarını ‘hep daha çok merakla’ izledim.
Tavşan atletlerin o anlık kahramanlıklarına baktım hep.
O iki tur şampiyon olmanın, en önde olmanın hazzını yaşıyorlardı hep.
Hepsinde aynı şeyi gördüm.
Anlık ve az sonra bitecek liderliğin zevkiydi bu.
Uzun sürmeyecek ve bitecek. ( ki bunu bilerek yaşamak, yalandan sevinmek daha da vahim)
Bu hazzı veren ‘YALANCI BİRİNCİLİK’ yarışın sonuna doğru biter ve bu tavşan atletler yarışı bırakırlar.
Ve o yarışı bırakma halleri, O HİÇ OLMA DUYGUSUYLA YÜZ YÜZE kaldıkları ilk saniyelerini hep dikkatle izledim.
3 dakika öncesi ‘YALANCI LİDERİN’ yarışı bıraktığındaki ‘GERÇEK ÇARESİZLİĞİNİ’ daha önce hiçbir ‘YENİLGİYİ KABULLENMİŞ YÜZDE’ görmedim.
Bir izleyin göreceksiniz. Ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Ve izledikten sonra da eminim ki sizde benim gibi;
günün birinde mükemmel bir şey olup , TAVŞAN bir atletin o tempoyu yarışın sonuna dek sürdürüp,yarışı kazanmasını hayal edecek, dengeleri alt üst edecek bu kahramanı her 800-1200-1600 metre yarışında ‘ÇOCUKSU BİR ÜMİTLE’ bekleyeceksiniz.
Can Kuş
















